1 Ekim 2009 Perşembe

Yanılsa(ma)

Dört başı mamur sanma halimi, bitmedi aklımın vicdanla talimi. Tutsam elini hiçbişey yokmuş gibi, konuşur musun benimle? Konuşur musun?

İletişim dediğin, anlaşmak dediğin iki yolu açık değnek nihayetinde. Anlatmak kendini, anlaması karşıdakinin. Ama kazın ayağı başka yöne bakıyor her seferinde. Ne sen anlatabilirsin kendini, ne şartlar hadi bu sefer de sorun çıkarmayım der, ne de karşındaki senin hayalindeki soru cevap akışına uyar. Oysa ne iyi şeylere layığız. Bi anlaşılsak..

Anlatan anlatıyor arkadaş, hak ettiği yere de geliyor, hayallerini de gerçekleştiriyor, diyen varsa öncelikle bu lafı ağza tıkayan bu gıcıktan da pislik yaklaşımından ötürü teşekkür ederim ancak, bence yanlış söylüyor.

Hayatta (başta tabi ki ben olmak üzere) kimse hak ettiği yerde değil. İnsanların sosyal statülerini "yanlış" anlamak için gözlem yapmamız yeterli. Dış kapının mandalı pozisyonunda olduğumuz birinin hayatına bakıp lan bu da ne ballı, vay efenim oturduğu eve bak, yok efenim yanındaki kıza bak demek bizi şüphesiz yanlışın kucağına yönlendiriyor. Hele bi gelsek, iki satır laf etsek onunla, laf lafı açsa başlasak muhabbete.. Başlarda yarattığı o müthiş imaj nasıl da yerle bir olur şaşarsın. Senin dört başı mamurdan da iyi sandığın kişi ne de hak ettiğini alamayan biriymiş bu hayattan uzun uzun dinlersin.

Ne hatalar yapmış istemedik yere, kimler yanlış anlamış da (onu) sevmekten istifa etmiş ya da sevmeye layık görmemiş şaşarsın.

Benim tavsiyem hayattan hiçbişey beklemeyin. Eli mahkum vericek bişeyler. O da size muhtaç bakmayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme